21 Eylül 2008 Pazar

Avrupa Özetleri

Hafta içi Şampiyonlar Ligi gruplarında ve UEFA Kupası 1. turunda ilk maçlar oynandı. Eğer bu hafta için bir foto kullanacaksak, bunu Cluj oyuncusu Juan Culio hakediyor. Şampiyonlar Ligi A Grubu'nda Cluj deplasmanda Roma'yı 2-1 yendi. Goller fotodaki Culio (2) ve Panucci'den. Bu arada Culio, Cluj'a Şili'nin Deportes Santa Fe takımından 300 bin euro bonservisle gelmiş. Bizim yöneticilere duyurulur. Chelsea ise Bordeux'u 4-0'la geçti. Anlaşılan Bordeaux Şampiyonlar Ligi için biraz hafif bir takım. Goller Lampard, Joe Cole, Malouda ve Anelka'dan.

B Grubu'nda ise Anorthosis deplasmanda Werder Bremen'den 1 puan almayı başardı: 0-0. Inter zorlu Atina deplasmanında Panathinaikos'u eski Roma'lı Mancini ve alkolik Adriano'nun golleriyle 2-0 mağlup etti. Adriano artık Milano'ya dönünce viskinin gözüne vurmuştur.

C Grubu süprizsiz başladı. Barça, Sporting Lizbon'u Iniesta, Eto'o ve Xavi'nin golleriyle 3-1 mağlup etti. Şeref sayısı Tonel'den. Shaktar ise Basel deplasmanından 2-1 ile döndü. Goller Fernandinho ve Jadson Silva'dan. Basel'in tek sayısı Arjantinli David Abraham'dan.

D Grubu'nda Liverpool hiç bir halt oynamadığı maçta, kaptan Gerrard'ın golleriyle Marsilya'yı 2-1' le geçti. Marsilya'nın golü Arnavut Cana'dan. Atletico'da PSV'yi Maradona'nın veliaht damadı Kun Aguero'nun (2) ve Maniche'nin golleriyle 3-0 mağlup etti.

E Grubu'nda gol sesi çıkmadı. Manchester United evinde Villarreal'le, Celtic'te Aalborg'la 0-0 berabere kaldı. Aalborg, Cluj ve Anorthosis gibi sürprizle başladı.

F Grubu'nda Fiorentina, Lyon deplasmanında 2-0 öne geçmesine rağmen skoru koruyamadı ve 1 puanla Floransa'ya döndü. Goller Gilardino ve Benzema'dan. Bayern ise Steau deplasmanından Van Buyten'in golüyle 3 puanı kaptı. Doğu Avrupa deplasmanları zor geçer. Bu puanlar Bayern'e ilerleyen haftalarda büyük avantaj getirecek.

G Grubu'nda Arsenal, Dinamo Kiev deplasmanında 1 puanı 88. dakikada Gallas'ın golüyle kurtardı. Kiev'in golü Bangoura'dan. Porto, Fenerbahçe'yi 3-1 le geçti. O maç bildiğiniz gibi.

H Grubu'nda Juve, Zenit'i Del Piero ile 1-0, Real Madrid, BATE Borisov'u Ramos ve Nistelrooy ile 2-0 geçti.

UEFA Kupası 1. Turunda Beşiktaş, rezalet oynadığı maçta Metalist Kharkhiv'i 1-0 mağlup etti. Galatasaray, çakma İtalyan Bellinzona'yı deplasmanda 4-3 mağlup ederken, Kayserispor kendi evinde Paris Saint Germain'e 2-1 mağlup oldu. PSG'nin ilk golü Mateja Kezman'dan.

Sürpriz sonuçlara geçersek, Norveç temsilcisi Brann Bergen, kendi evinde Deportivo'yu 2-0 yendi. Feyenoord ise İsveç temsilcisi Kalmar'a kendi evinde 1-0 mağlup oldu. Hamburg evinde Romen Unirea ile 0-0, Everton da kendi evinde Standard Liege ile 2-2 berabere kaldı.

15 Eylül 2008 Pazartesi

Aalborg Boldspilklub

Acaba geçen sezon Danimarka Süper Ligi'nde şampiyon olan Aalborg takımının taraftarları, bu sezon Şampiyonlar Ligi E Grubu'nda, Manchester United ile eşleşeceklerini tahmin ediyorlar mıydı? Ben pek sanmıyorum. Ancak 3. Ön Eleme Turu eşleşmeleri belli olduğunda, hiç kimse Aalborg'un gruplara kalmasının sürpriz olacağını düşünmüyordu. Çünkü karşısına çıkan takım, şaşırtıcı bir şekilde Glasgow Rangers'i eleyen, Litvanya'nın FBK Kaunas takımıydı. İki maçta da 2-0' lık galibiyetlerle adını gruplara yazdıran takım Aalborg oldu.

Aalborg'un teknik direktörü anne tarafından İngiliz, baba tarafından İskoç Bruce Rioch. Rioch 95-96 sezonunda Arsenal'i çalıştırmış. Dennis Bergkamp'ta Arsenal'e onun zamanında gelmiş.

7 yabancı oyuncusu bulunan Aalborg,( kaleci Karim Zaza-Fas-, defans Michael Beauchamp-Avustralya-, defans Steve Olfers-Hollanda-, orta saha Andreas Johansson-İsveç-, orta saha Siyabonga Nomvethe-G.Afrika-, orta saha Caca-Brezilya-, forvet Marek Saganowski-Polonya-) kadrosunda geçen sezonu 17 golle gol kralı olarak kapatan Jeppe Curth'u da bulunduruyor.

Maçlarını 17.000 kişilik Energy Nord Arena'da oynayan Aalborg, büyük ihtimalle Celtic, Villarreal ve Manchester United'ın bulunduğu grupta sonuncu sırada olacak, ancak turnuvaya renk getireceği şüphesiz. Tıpkı Anorthosis Famagusta ve CFR Cluj gibi.

Çırpınırdı Karadeniz

Bakıp Türk'ün bayrağına diye devam ediyordu şarkı galiba. Ama pazar günü için Türk'ün bayrağına değil de, Ertuğrul Sağlam'ın beraberliğe yatan oyun anlayışına bakıp çırpınıyordu Karadeniz temsilcisi Trabzonspor. İlk yarı dengeli bir maç oldu, Trabzonspor gelmek istedi, Beşiktaş getirtmemek için elinden geleni yaptı, başarılı da oldu. İkinci yarıda ise direnci kırılan Beşiktaş üzerine, Trabzonspor yoğun bir baskı kurdu. İlk yarıda kendi yarı sahasından çıkarken çok pas hatası yapan Trabzonspor, ikinci yarıda bu görevini Beşiktaş'a devretti. Sonuç olarak mücadelesi bol, ancak gene futbol adına hiç bir şey vermeyen bir maç izledik.

Serdar Özkan: Rezaletti desem heralde tabir hafif kalır. Maç boyunca hiç bir topu alamadı, denediği çalımların neredeyse tamamında topu kaptırdı. Hatırladığım bir tane düzgün ortası yok.

Rodrigo Tello: İzlediğim en kötü performansını Trabzon'da sergiledi. İsabetsiz bir çok pas attı, topu oyuna sokarken inanılmaz hatalar yaptı.

Rigobert Song: Galatasaray bu adamı nasıl bırakır aklım mantığım almıyor. Bobo'ya tüm maç boyunca nefes aldırmadı. Gelen hava toplarının hiç birisini kaçırmadı. Trabzonspor'un en iyisiydi.

Tomas Zapatocny: Zago-Ronaldo ikilisinden sonra izlediğim en iyi ikiliydi Sivok-Zapo ikilisi. Zapatocny de Song gibi, tek hata yapmadı, topu oyuna çok iyi soktu. İbrahim Toraman gene sağ bek veya ön liberoda bir yer edinir ancak, Gökhan Zan kendine kulüp aramaya başlasa çok iyi eder.

Not: Fotoğraf, www.ntvspor.net 'ten.

13 Eylül 2008 Cumartesi

Athletic Bilbao


İspanya'dan girdik İspanya'dan devam edelim. Pardon ne İspanya'sı orası özgür Bask ülkesi !!! (Bunu yazmassan Allah saklasın linç edilirsin. Bilbao'da değil Türkiye'de hem de.) Hiç Bask mevzularına girmeyeceğim. Bu tarz takımları severim, çünkü takımın çoğunluğu, kendi altyapı sistemlerinden gelen futbolculardan oluşuyor. Bir zamanların Trabzonspor'u da böyleymiş, söyleyenlerin yalancısıyım. Tamam kabul altyapıdan al adamını ama ne diye işin cılkını çıkartıyorlar anlamıyorum. Bölge futbolcu fabrikası gibi, bu yetişen gençleri iyi yabancılarla destekle, Madrid'e kafa tut, şanın yürüsün be Bilbao. Eğer derseniz ki, '' İyi diyorsun da bu Real Sociedad'a noldu?'', hemen cevabı yapıştırırım. Sociedad da İspanya'nın çok önemli bir kulübü ama, Athletic Bilbao İspanyol futbolunun kurucu üç takımından birisidir benim gözümde. Kulübün tarihi ve kazandığı kupalar, benim bu 0,75 derece miyop gözlerimi doğruluyor. ( 8 İspanya Ligi Şampiyonluğu, 24 İspanya Kral Kupası Şampiyonluğu, 1 İspanya Süper Kupa Şampiyonluğu, 1977' de UEFA Kupası finali, 3 Kuzey Bölge Şampiyonluğu, 13 Bizkay Şampiyonluğu, 1 Bask Şampiyonluğu.)
Joaquin Caparros, yönetiminde bu sezona kötü başlayan Athletic, İspanya La Primera'nın ilk haftasında kendi evinde Almeria'ya 3-1 mağlup oldu. Bu hafta Malaga deplasmanındalar. Bakalım bu sene kefeni yırtabilecekler mi?
Not: Fotoğraf Wikipedia'dan. Bilbao'nun sahası San Mames'in 1913 yılındaki hali.

Luis Enrique Barça'da


Ama bu sefer teknik adam olarak. Efsane kaptan Pep Guardiola'nın Barcelona'nın başına geçmesinin ardından, Barcelona tarihinin bir başka büyük ismi Luis Enrique'de Barcelona B takımının başına geçti. Yardımcılığını ise, kulübün genç takımlarında beş sene görev yapan Joan Barbara üstlenecek. Bakalım başkan Laporta, öze dönüş projesiyle, sallanan koltuğunu tekrar sağlamlaştırabilecek mi.
Bu arada Barcelona B takımının ismi, yeni sezonda Barcelona Atletic olarak değiştirilmiş.
Not: Fotoğraf ''www.fcbarcelona.cat'' adresinden

12 Eylül 2008 Cuma

Matias Emilio Delgado

Tamam itiraf ediyorum koyu bir Beşiktaş taraftarıyım. Ama ben bu adamın özel hayranıyım. Fenerbahçe ya da Galatasaray'da oynuyor olsaydı da hayranı olurdum. Bazı maçlarda kötü oynayabilir, sahada kaybolabilir ama varlığı bile benim için yeterli. Henüz 25 yaşında ve Beşiktaş'ta gösterdiği gelişime bakacak olursak, dünya futboluna damgasını vuracak bir oyuncuyu-tıpkı ''kaçak Ferrari'' Frank Ribery gibi-kendi ligimizde izleme şansına sahibiz. Kaptanlık bandı da çok yakıştı kendisine. Seviyoruz seni Matias.

Alanyaspor

Yaşadığımız şehrin takımı Alanyaspor hakkında bir şeyler yazmamak ayıp olur doğrusu. Alanyaspor senelerdir alt liglerde mücadele ediyor. Hatta 3. ligde kümede kalmayı 2 kere son maçta garantilemişti. Bu maçlardan birisi Keçiörengücü diğeri ise Eskişehir ESKİspor'du yanlış hatırlamıyorsam. Nüfusu çevre beldeleri ile 300 bine yaklaşan bu modern şehir, futbolda neden başarıyı yakalayamıyor anlamak zor ve bu durum üzüntü verici. Bunun sebeplerinde başlıcası halkın takıma destek vermemesi. Bir diğer sebebi ise bölgenin futbolcu çıkaramaması. Küçüklüğümde hayal meyal hatırlarım, Antalyaspor'la oynanan maçlarda stad, tıklım tıklım olurdu. Belki Bank Asya 1. Lig'e çıkılabilirse halk desteği yeniden sağlanabilir. Bu sene takip edebildiğim kadarıyla genç bir kadro kuruldu. İddaa 2. Lig 2. Grup'ta ilk maçta Adana Demirspor deplasmanından 1-0 yenik ayrılan takım, Türkiye Kupası 1. Kademe'de Denizli Bld.'yi 2-1 mağlup ederk bir üst tura çıktı.
Ek bir bilgi vermek gerkirse, Alanya'da yeni stad inşaatı devam ediyor. Alanya'nın Oba beldesinde inşaası süren stad 20 bin kişi kapasiteli olacak. Belki bu stad takıma ve şehire yeni bir enerji verir ve Alanyaspor'u Süper Lig'de görmemizi sağlar. Başarılar Alanyaspor.

Not: Fotoğraf www.altad2000.com 'dan. Alanyaspor:3-10:Fenerbahçe